Özgür Blogger

Years and Years: Son Dönemin En İyi Mini Dizisi

Salgın sebebiyle evlere kapanmak zorunda kaldığımız, az ya da çok apokaliptik bir hisse kapıldığımız şu dönemde herkes birbirine karanlık tasvirli, distopyan gelecek konulu filmler ve diziler öneriyor. Tam da bu ruh hali içinde ben de size gözlerden kaçan, bence Türkiye’de değeri bilinmeyen bir İngiliz dizisi önereceğim: Years and Years

Türk izleyicisi streaming kavramıyla geç tanıştı ve Türkiye pazarına hızlı bir giriş yapan Netflix ülkemizde sektörü domine etti. Birçok kişi için tek film ve dizi platformu konumunda. Yani Türk izleyicisi için bir yapım Netflix’te varsa var, Netflix’te yoksa öyle bir yapım yok. Tabii rakipler birer birer ülkemize giriş yaptıkça piyasa dengeye ulaşacaktır ama bugün itibariyle bir HBO yapımı olan Years and Years’ı Netflix dışında bir şey izlemeyen izleyicinin duymamış olmasını yadırgamıyoruz.

Kurgu senaryolar ne kadar gerçeğe yakın olursa o kadar seviyorum. Örneğin bir filmde karakterin verdiği tepki için düşünüp “evet o şartlar altında kim olsa aynı tepkiyi verirdi” dersem yapım benden puanı kapıyor ve senaristi gözümde büyüyor. Senaristin insan davranışlarını iyi analiz ettiğini ve tutarlı bir karakter oluşturduğunu düşünüyorum. Öte yandan bir filmde bir karakter iki farklı sahnede birbiriyle çelişen sözler söylerse; kendimi “X konusunda böyle düşünen biri hiçbir zaman Y konusunda öyle demez” derken bulursam yapım bir anda bende puan kaybediyor. Bu gerçeklik beklentisi sadece karakterlerle sınırlı değil elbette, öykünün arka planında da bir tutarlılık bekliyorum.

Her ne kadar fantastik türde bir dizi olsa da Game of Thrones’taki gerçekçi karakterlerin, gerçekçi insani dramların, gerçekçi diyalogların hayranıyım. Bana Years and Years’ı da sevdiren nedenlerin başında bu gerçekçilik geliyor.

Bu diziyi bana öneren kişi, başarılı İngiliz yapımlarını bulup ortaya çıkarma konusunda bir dünya markası olan Ilgın. Önerdiğinde 6 bölümlük mini dizinin 4 bölümünü izlemişti ve beğendiği için başa dönüp benimle birlikte tekrar izledi. Henüz birlikte izlemeye başlamadan önce bana “Dizide gerçekleşen olayların yakın gelecekte başımıza gelmeyeceğini kimse garanti edemez. Hatta gerçekleşme olasılıkları baya yüksek.” diyerek izlerken insanı nasıl strese soktuğunu anlatmıştı. Şimdi ben de aynı şekilde düşünüyorum.

İlk iki sezondan sonra dizi kalitesini koruyamadığı gerekçesiyle popülaritesini yitirse de Black Mirror, gerçeğe yakın gelecek kurgularıyla modern toplum eleştirisini başarıyla icra etmişti ve sevilmişti. Aynı modern toplum eleştirisini Years and Years çok daha tutarlı ve başarılı şekilde yapıyor. Sadece 6 bölümden oluşan tek sezonluk bir mini dizi olduğu için “bunlar da bozdular yeaa” durumu yok.

Hikâyenin merkezinde ikisi kadın, ikisi erkek olmak üzere dört kardeş, eşleri, sevgilileri, çocukları ve sevimli babaannelerinden oluşan Manchester’lı orta sınıf İngiliz bir aile var. Dünyadaki ve ülkedeki gelişmeler ailenin 2019 yılından 2034 yılına kadarki yaşamı üzerinden anlatılıyor. Her bölümde diziye ismini veren yıllar, yıllar geçiyor ve olaylar gelişiyor.

Oyunculuklar başarılı. Her bir oyuncu bu dizi ile kariyerlerinde bir sıçrama yaparak kendilerini kanıtlarken takımın kaptanı ise tartışmasız büyük usta Emma Thompson. Birçok farklı yapımda birbirinden farklı karakterlere hayat veren Thompson, bu dizide başlarda dobralığı ile sempati ve destekçi toplayan, sonradan gerçek yüzünü gösteren sağcı bir politikacıyı canlandırıyor.

Dizide politika ve dünya halleri dışında aile ilişkileri açısından da gerçekçi bir hikâye izliyoruz. Ailenin hayatının ortasında işsizlik ve ekonomik sorunlar, ergen çocuklar, karı-koca ilişkileri, sağlık sorunları, sevdiklerini kaybetme gibi herkesin aşina olduğu konular mevcut ancak bu konular ülkedeki ve dünyadaki gelişmelerden çokça etkileniyor.

Büyükanne Muriel karakterine ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Hem sevimliliğiyle sempatimizi kazanıyor hem de “evin yaşlısı” karakterinin geri kafalı veya tutucu olacağı klişesini yıkarcasına izleyenleri yer yer ters köşeye yatırıyor. Torunlarının türlü sorunlarla boğuştuğu bir ortamda, büyükanne sağduyulu ve anaç yaklaşımıyla bize de sevimli tonton büyükannelerimizi hatırlatarak dizinin “stresli” ortamında bir mola verdiriyor, duygusal anlamda tutunacak bir can simidi rolü üstleniyor.  Torunları ve onların çocukları modern hayatın getirdiği yeniliklere hızla adapte olmuşken onlara göremedikleri sorunları gösteren yine büyükanne oluyor. Sırf dizinin finalindeki konuşması bile Years and Years dizisinin kült bir yapım olduğunu kanıtlıyor.

Hikâyenin bilim kurgu boyutu güçlü. Çoğu bilim kurgu yapımın aksine, Years and Years’ta hem yaratıcı hem gerçekçi ve olası teknolojiler öne çıkarılıyor. Örneğin signor isimli alete bayıldım. Hem sesli bir arama motoru ara yüzü, hem telefon ve muhtemelen birçok başka şey. Bugünkü Amazon Alexa, Apple Siri, Google Assistant gibi sistemlerin gelişmiş hali denebilir. Evin herhangi bir yerinde signor denmesiyle aktive oluyor ve devamında istenen komut veriliyor. Büyükanne Muriel’in cihazın adını aklında tutamadığı için mutfak dolabına not olarak yapıştırması sevimli bir ayrıntı. Dizide ayrıca trans-human (trans insan) terimiyle tanışıyoruz. Bunu ilk kez çocuklarından duyan anne-babanın ve çoğumuzun düşündüğünün aksine bu terimin cinsiyet değiştirmeyle bir ilgisi yok. :) Bir başka teknoloji örneği dizideki en fütüristik karakter olan Bethany’nin deri altı implantı ile telefonu eline entegre ettirmesi. Parmaklarını şaklatarak aramayı cevaplıyor, çocukluktan beri telefonu ifade etmek için kullandığımız yumruktan sadece baş parmağı ve serçe parmağı kaldırma hareketi yaparak da görüşme yapıyor ve son olarak tekrar parmağını şaklatarak aramayı sonlandırıyor. Bu yapımdaki gelecek arka planında uçan arabalar, süpersonik lazer silahlar ve benzerleri yok ama bu tip daha günlük hayata dokunan ve zaten yakın zamanda hayatımıza dahil olması beklenen teknoloji örnekleri bolca var.

Dizide İngiltere’nin karanlık geleceği tasvir edilirken işlenen bazı örneklerin Türkiye’de bugün zaten yaşanan şeyler olması Türk izleyiciyi hüzünlendirebilir. Örneğin başbakan Rook halka “size özgürlük vadediyorum” diye seslenirken bir radyo yorumcusu hükümeti eleştirdiği için canlı yayın sırasında gözaltına alınıyor. Ütopik bir gelecek tasviri olarak elektrik kesintisi gösteriliyor. Yine bir İngiliz için alışılmadık bir kurgu olan insanların bir anda ortadan kaybolması, kayıplara karışması, kendilerinden haber alınamaması durumu bizim hayatımızda ilk kez duyduğumuz bir şey değil.

Rabia

Birçok karamsar olay yaşanırken dizi izleyiciye ayna tutarak “böyle devam edersen yakın zamanda buna benzer şeyler olacak ve bu senin suçun” diyor ve bunu sık yapıyor. Günümüz insanının gittikçe duyarsızlaştığı, cahilleştiği, muhakeme yeteneğini kaybettiği de diyalog aralarında sık sık ima ediliyor. Bir sahnede genelde sanılanın aksine TED konuşmaları ile TEDx konuşmalarının farklı olduğu hatırlatılıyor. Bir başka sahnede insanların astroloji ile astronomiyi karıştırmasına, astrolojinin bir bilim dalı olduğunu sanmalarına gönderme yapılıyor.

“İnsanlar gittikçe aptallaşıyor ve bu korkunç bir şey!” – Danny

“Beyinlerimiz tersine evrimleşiyor.” – Danny

Film ve dizilerin müziklerinin oluşturmak istedikleri atmosferi yaratmada ne kadar etkili oldukları malum. Y&Y dizisinin tansiyon yükselten, kaos duygusunu veren o kadar güzel bir bitiş müziği var ki… Müziği burada paylaşmak istemiyorum, mümkünse herkesin dizi içinde tam olması gereken yerde duymasını isterim. Zaten gelişmeler içimizi sıkmışken bir de müziğin kısık sesle başlayarak sona doğru yükseltmesi gerginliği iyice arttırıyor.

Yazının buraya kadarki kısmında iki lafımdan biri gerçekçi oldu. Peki bu 2019 yapımı “gerçekçi” senaryo, bugün tüm dünyalıların hayatını alt üst eden virüs salgınını öngörebilmiş mi? Cevap: Evet :) Covid19 salgınının hayatlarımızın orta yerine yerleşmesi kadar baş köşeye yerleştirilmemiş ama hikâyede arka planda hayvanlardan insanlara geçmiş bir salgın var.

Bir distopya türü sever olarak hafızamı zorladığımda geleceğe dair bu kadar doğal, “evet bunlar oluyor veya olabilir” diyerek izlediğim bir yapım izlediğimi hatırlamıyorum. Diziyi izlerken sıkıntıdan içim daralıyor ve bu türdeki bir yapımdan beklediğim şeylerden biri bu etkiyi yapması. :)

Buraya kadar okuyup “evet övdün, göklere çıkardın, şimdi de olumsuz yorumları görelim” diyenler olacaktır. Açıkçası bu yönde yazacak bir şeyim yok. Ilgın’a sorduğumda o da elle tutulur bir şey söyleyemedi. Sadece dizinin sonuyla ilgili “şöyle bitmek yerine böyle bitseymiş daha iyi olabilirmiş” dedi ama bu spoiler içerdiği için onu yazamam. İnsanlar diziyle ilgili olumsuz ne yazmışlar diye internette şöyle bir dolandım ama yarım saatlik okuma içinde sadece bu yazıdakilere benzer yorumlar görebildim. Hatta “boş beleş eleştirmenin” mabedi ekşi sözlük’te bile elle dişe dokunur bir olumsuz eleştiri yok.

Bu arada bir not: Diziyle ilgili yorum okumaya çalışırken spoiler yiyebilirsiniz. İnsanlar bu konuda pek etik davranmamışlar.

İyi seyirler!

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.