Özgür Blogger

Çağrı Merkezinden Kimi Çağırıyoruz?

Her şey ilk nesil Ericsson marka cep telefonlarında “arama” anlamında kullanılan “call” sözcüğünün Türkçe’ye “çağrı” olarak tercüme edilmesiyle başladı.

Call sözcüğünü Türkçe’de birden fazla sözcük karşılıyor. “Çağırmak, aramak, çağrı, arama, seslenme, dava açmak, adlandırmak, davet etmek” gibi anlamları var. Tabii ki cep telefonunda arama anlamında kullanılıyordu ama hangi aklı evvel çevirdiyse artık, Türkçe’ye çağrı olarak çevirdi ve bu da Türkçe’de yer edindi. (En üzücü yanı toplum tarafından kabullenilmesi zaten.)

Dikkat edin; ilk cep telefonu Ericsson olanlar hala “çağrı gönder, çağrı bırak, cevapsız çağrı” gibi garip terimler kullanırlar. Aslında kimsenin kimseyi “çağırdığı” falan yok, muhtemelen bir kişi diğerini “arıyordur”.

Bu hata daha sonra bir adım öteye gitti ve İngilizce’de “Call Center/Call Centre” diye adlandırılan müşteri destek birimlerine “çağrı merkezi” adı yakıştırıldı. Herhalde şu konuda hepimiz hemfikirizdir; o çağrı merkezinden kimseyi yanımıza çağırdığımız yok, oradaki kişileri telefonla “arıyoruz”.

Call Centre’a karşılık benim önerim “Destek Merkezi” çünkü bu birimlerden destek alıyoruz en nihayetinde. Bu birimlerin temel işlevi de çağrılmak veya aranmak değil, temel işlevleri kullanıcılara destek olmak.

cagri-merkezi

Peki bu kendi dilimize tecavüz etmekten zevk almamız neden? Bu ülkede bu kadar dilbilimci, Türkçe öğretmeni, Edebiyat Öğretmeni, İngilizce öğretmeni, İngiliz Dili ve Edebiyatı uzmanı, profesyonel tercüman, aydın, yazar, çizer, vb. varken niye kimse bunu garipsemiyor? Niye kimse çıkıp “çağrı merkezi ne demek, bu nasıl çeviri” demiyor? Türkçemize yazık.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.