Özgür Blogger

Avustralya’nın Başkentinin Hikâyesi

90’lı yılların başında, hazırlıkta veya orta birdeydim. Ya ödev yapıyordum ya da bilgisayar başında oyun oynuyordum. Hangisi olduğunu hatırlayamıyorum çünkü her ikisini yaparken de radyo dinlemeyi seviyordum.

Özel radyoların ilk zamanlarıydı, devlet eliyle bir düzene sokulmamışlardı ve her bir ilçede bile bir sürü özel yerel radyo kanalı vardı. Bizim okulda benden bir üst dönemdeki Kemal, bu kanallardan birinde sunuculuk yapıyordu. Şarkıların arasında bir genel kültür sorusu soruyordu, cevap vermek için arayan dinleyicileri canlı yayına bağlayıp cevaplarını alıyordu. Soruyu doğru cevaplayana yerel işletmelerden bir hediye verip sıradaki parçayı çalıyordu.

Tabii İnternet diye bir şey olmadığı için doğru cevaplayabilmek için sorunun cevabını biliyor olmak gerekiyordu, beş saniyede bilgiye ulaşma imkânı yoktu.

O günkü sorularından biri “Avustralya’nın başkenti neresidir” oldu. Aslında bu soru, çoğunun aksine, İnternet olmasa bile yakınınızda ansiklopedi varsa (ki o dönemde hemen her evde vardı) çok zaman harcamadan cevabını bulabileceğiniz bir soruydu. Zaten bence ilk arayan dinleyici bir yerden baktıktan sonra aramıştı çünkü kendinden çok emin şekilde “Canberra” şeklinde cevapladı. Kemal “yanlış” dedi. Dinleyici itiraz etti, “nasıl olur” gibi bir şeyler dedi ama Kemal oralı olmadı.

Bu arada ben Avustralya’nın başkenti neresi bilmiyordum ama Sydney olmadığını biliyordum. Avustralya, Yeni Zelanda, Brezilya, Kanada, İsviçre, Türkiye en büyük kenti başkent olmayan ülkelerden bazılarıydı, bunu biliyordum.

İkinci bağlanan dinleyici Melbourne dedi, Kemal yanlış dedi. Üçüncü dinleyici Sydney diye cevapladı, Kemal doğru cevap dedi. Minik armağanı bu dinleyiciye verdi. Aslında Avustralya’nın başkenti hiçbir zaman Sydney olmamıştı, her zaman Canberra’ydı. Yıllar sonra internet icat oldu, msn’de Kemal’le karşılaşınca ona bu anıyı anlattım. Doğal olarak hatırlamadı ama çok şaşırdı, “Nasıl olmuş da böyle bir hata yapmışım, aslında yarışmayı çok titizlikle hazırlıyordum” dedi. Umarım doğru cevaplayıp hakkı yenen dinleyici bu anıyı hatırlamıyordur. :)

Aslında Avustralya’nın başkentinin belirlenmesinin arkasında ilginç bir hikâye var.

Ülke, hemen her ülke gibi en popüler ve kozmopolit şehri seçmeliydi, öyle bir şehir seçmeliydi ki ünlü ve uluslararası toplum tarafından tanınması kolay olmalıydı. İyi tasarlanmış ve modern olmalıydı. Avustralya’nın tarihinde önemli yeri olan güçlü bir kültür merkezi olmalıydı. Bir limana sahip olması iyi bir tercih sebebi olurdu. Tüm dünyadan kolayca ulaşılabilir olmalıydı.

Yalnız şöyle küçük bir problem vardı: Avustralya’da bu tanıma uyan iki şehir vardı: Sydney ve Melbourne.

Her iki şehir de başkent olabilmek için büyük bir mücadele verdi. Ta o günlerden kalan bir alışkanlık olarak hala iki şehir arasında hemen her konuda rekabet (yer yer sürtüşme) devam ediyor.

Dahası, bu şehirlerin bulundukları eyaletler New South Wales (Yeni Güney Galler) ile Victoria arasında rekabet çok daha eskiye dayanıyor.

En güçlü koloniler olan New South Wales ve Victoria arasında ticaret konularında kıyasıya bir rekabet vardı. En büyük iki koloni, yeni ulusun kendi ticaret modelini benimsemesi gerektiğine inanıyordu. NSW, dışarıdan gelen hiçbir malın vergiye tabi olmadığı serbest bir ticaret politikasına sahipti. Victoria, diğer kolonilerden kendisine gelen mallara uygulanan gümrük vergileriyle tersi yönde bir korumacılık politikasına sahipti. Bu rekabet federasyon sürecini geciktirdi; sonunda iki koloni, koloniler arasındaki ticaretin gümrük vergisinden muaf olacağı, ancak denizaşırı ülkelerden (Britanya İmparatorluğu hariç) mallara gümrük tarifelerinin konulacağı konusunda anlaştılar.

Federal hükümet, diğerinin gözünde iltimas geçildiği ithamına yol açacağı, bölünmeye sebep olarak federasyonun sonunu getirebileceği için bu iki koloniden birinin büyük şehrini seçmedi. Karara göre başkent NSW’de yer alacak ancak Sydney’den en az 100 mil uzaklıkta olacaktı. Yani aslında başkent, Sydney ile Melbourne’un arasında, neredeyse ortada bir yer olacaktı.

Canberra, klasik bir başkent özelliklerine göre değil de sadece coğrafi konumuna göre belirlendiği için özelliksiz, bomboş bir yerdi.

Bugün ise aslında çok güzel, modern bir şehir. Ben gitmedim ama birçok fotoğrafını gördüm, videosunu izledim. Sıfırdan planlı şekilde kurulan şehirlere has geniş bulvarlar, alanlar, parklar, modern ve binalı planlar, kısacası huzurla yaşanacak, konforlu, huzurlu bir şehir. Ancak tarihten gelen bir merkez olmadığı için de Avustralya’nın diğer büyük şehirlerine kıyasla çok daha az sosyal, kültürel olanakları ve doğal güzellikleri var.

Tüm bunların sebebi iki güçlü koloninin çekişmesi olsa da, ben de sıfırdan bir ülke kuruyor olsam, mevcut büyük kentleri daha da büyütmek yerine sıfırdan düzenli, planlı, modern bir kent kurma yoluna giderim.

Son bilgi: Atatürk’ün Avustralya’daki tek büstü Canberra’dadır. Ben Sydney’deyken törenle açılmıştı. Bakınız: Canberra Atatürk Anıtı

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.