Özgür Blogger

Slacktivism

İngilizce’deki “slacker” (tembel, uyuşuk) ve “activism” (eylemcilik) sözcüklerinin birleştirilmesinden oluşan slacktivism‘in Türkçe karşılığı yok. Ben “tembel eylemcilik“i uygun görüyorum. Bu durumda “slactivist” de “tembel eylemci” oluyor. İnsanların refleks olarak tepki gösterdikleri bir konu veya olaya karşı gerçek bir eylemde bulunmak yerine genelde sosyal medyada paylaşımda bulunarak kendilerini rahatlatmalarına deniyor.

slacktivism1

Sözkonusu durumun bilinirliğinin artmasını bir yana bırakırsak, yapılan pasif eylem kişide bir tatmin sağladığı için asıl yapılması gerekenlerin yapılmamasına sebep olur. Bu açıdan slacktivism tehlikelidir.

Tembel eylemciliğin bir başka rahatsız edici yanı da; tembel eylemcilerin aslında bir tepki ortaya koyduklarını veya işe yarar bir şey yaptıklarını sanmalarından dolayı aynı şeyi yapmayan kişilere de direkt veya dolaylı yoldan baskı yapmalarıdır. Bir nevi mahalle baskısı. :)

erdil-yasaroglu-webrazzi

Erdil Yaşaroğlu

Tembel eylemciliğe örnek olarak internetteki imza kampanyalarına katılmak, kaynağı belli veya belirsiz bilgiler paylaşmak, (bilinirliği artırmak gibi amaçlar haricinde) paylaştığını başkalarının da paylaşmasını istemek, tanıdıklarını buna teşvik etmek, profil fotoğraflarını belirli sembollerle değiştirmek, hashtag’leri kullanarak konu harici paylaşımlar yapmak, isyan eden sert yazılar yazmak, oy kullanmamayı bir protesto aracı sanmak verilebilir.

İnsanların koltuklarından kalkmadan, evlerinden çıkmadan, kampanyaların içeriğinden bihaber olarak destek verdikleri kampanyaların adları, belki çok kişiye ulaşabilecektir, ancak altları boşaltıldığı, herkes ayrı bir yerinden tuttuğu için hedeflenen amacına kolaylıkla ulaşamayacaktır.

Ben şahsen internetin bilinçli şekilde kullanıldığında çok etkin bir eylem aracına dönüştüğünü biliyorum ama örneklerin %99’unda bu şekilde kullanılamıyor. Gezi olayları sırasında bile o kadar çok yalan yanlış bilgi de paylaşıldı ki… İnsanların bir bilgiyi paylaşmadan önce “acaba doğru mu bu bilgi” diye düşünmemeleri bana her zaman garip geliyor.

cropped-Logo11

 

Gözüme batan bazı tembel eylemcilik türleri:

  • Devletle change.org üzerinden muhatap olmak

change.org sitesini bilmeyenler için açıklayalım; imza kampanyaları düzenlemeye yarayan bir site. Bazen devlet kurumlarını muhatap alan imza kampanyaları görüyorum, gülesim geliyor. Bilmemne Vadisi imara açılmasın diye imza kampanyası mı olur? Devlet chande.org’u muhatap almaz, almamalı zaten. Anayasa’da dilekçe hakkı diye bir şey var. Eğer devletten bir talebiniz şikayetiniz varsa dilekçe verirsiniz. Yangında yok olan orman alanlarının tekrar ağaçlandırılmasını istiyorsanız bir zahmet oturup kısa bir dilekçe yazacaksınız, ilgili kuruma göndereceksiniz. Yeterince kişi bunu yaparsa mutlaka bir etkisi olur. Change.org’da 1 milyon kişi bile imzalarsa anca gazetelerde “kamuoyu tepkisi var” denir.

Eğlenceli bir tembel eylemcilik örneği: Ice Bucket Challenge

Eğlenceli bir tembel eylemcilik örneği: Ice Bucket Challenge

  • Sadece toplu ölümlere isyan etmek

Maalesef Türkiye’de her gün bir sürü insan saçma sebeplerle hayatını kaybediyor. Beni en çok üzenler, terör, trafik kazaları ve iş kazaları. Nedense birçoğumuz sadece tek seferde toplu ölüm olduğunda bu konulara tepki gösteriyor.

Örneğin 2014 mayıs ayında Soma’daki maden kazasında 301 işçimizi kaybettik. Her yıl iş kazalarında 500-600 kişi ölmesine karşın kimse bu konuda bir şey yazmazken, Soma faciasında garip bir mahalle baskısı oluştu. 19 mayıs tatiline dengeldiği için insanlar tatildeydi, tatil fotoğraflarını paylaşmaya çekinenler oldu. Fenerbahçe’nin şampiyonluğuna denkgeldi, şampiyonluğu kutlamaya çekinildi.

Soma faciasından kısa bir süre sonra Torunlar Holding’in bir inşaatındaki kazada 11 işçimizi kaybettik. Ben sandım ki insanlar bu holdinge bağlı olan AVM’leri basacak, protestolar düzenlenecek… Soma için “bu ortamda nasıl başka bir şey düşünebiliyorsunuz” diyerek diğerlerine baskı uygulayan tembel eylemciler ne yaptılar? Hiçbir şey! Bir nevi ölüleri sınıflandırmış olduk. 301 kişilik bir grubun içinde ölürseniz değerlisiniz, Tek başınıza veya 11 kişilik bir grubun içinde ölürseniz pek değerli değilsiniz.

İş kazası değil; CİNAYET

İş kazası değil; CİNAYET

Unutmayın; benim bu yazıyı yazdığım gün de Türkiye’de iş kazasından, trafik kazasından ve benzeri sebeplerden ölüm oldu, sizin okuduğunuz gün de büyük olasılıkla olacak. Tembel eylemci olmayan biri bunun hesabını devlete sormak için toplu katliam olmasını beklemez.

  • İş kazalarına doğal afet muamelesi yapmak

İş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak iş kazalarına çok üzülüyorum. Çünkü iş kazaları kader değil, çok büyük bir kısmı önlenebilir. Gelişmiş ülkelerde önleniyor da zaten. Ölümlü iş kazası olduğunda biz vatandaşlara düşen merhumların aileleri için yardım kampanyaları düzenlemek değil, devletin bu ailelere gerekli tazminatları ödemesi, gerekli manevi desteği sağlamasını takip etmektir. Bunlar gerçekleşmiyorsa devletten hesap sormak, kamuoyu baskısı oluşturmak görevimizdir. İş kazalarına doğal afet muamelesi yapılırsa, aileler için yardım kampanyaları düzenlenirse, devletin ve işverenin bir kusuru olmadığı algısı oluşur, yeni tedbirler alınmaz ve maalesef aynı işleyiş devam eder. Ayrıca hükümetin “bunlar takdir-i ilahi” tezine katkı olur. Klasik bir tembel eylemcilik örneği.

Parayı basınca görv tamam!

Parayı basınca görev tamam!

  • facebook’ta yas tutmayana mahalle baskısı

facebook’u ve diğer sosyal medya araçlarını bir yas ortamı olarak görmedim hiçbir zaman. Paylaşım, iletişim, örgütlenme, kutlama, eğlence, bilgilenme hepsi tamam ama yas… Bu ortamlar yas için yapılmamış, yasın sanalı benim gözümde biraz yapay kalıyor. Tabii isteyen profilini siyaha boyayabilir, üzntüsünü, acısını paylaşabilir ama bunları yapmayanlara tepki göstermek biraz fazla oluyor. Ülkede acı bir şey yaşandığında (ki Türkiye’de her gün acı şeyler yaşanıyor ama biraz yukarıda bahsettiğim gibi ölümleri sınıflandırma huyumuz var) “nasıl hayatınıza devam edebiliyorsunuz“, “nasıl eğlenceli fotoğraflar paylaşmaya devam edebiliyorsunuz” gibi temelsiz tepkiler oluyor. Bunlara cevap basit: “Dün de terörden ölüm oldu, sen de hayatına devam ediyordun. Bir önceki gün iş kazasında 3 kişi öldü, sen de tatil fotoğrafları paylaşıyordun.

Özet olarak; kişilerin internette acılarını, üzüntülerini dile getirmiyor olmaları, üzülmediklerini, acı çekmediklerini göstermez. Bunun aksi yönünde ısrarcı olmak tembel eylemcilik örneğidir.

  • Boykot çağrıları

Sosyal medyada doğru veya yanlış bilgiye dayanarak boykot çağrıları yapılıyor. Herkes boykot çağrısını paylaşıyor ama boykotun kendisini uygulayan yok. :) Herkes “benim görevim iletmek olsun, diğerleri de uygulasın” diye düşünüyor sanırım.

Digiturk mahkeme kararıyla Blogger’a erişimi engellettiğinde sosyal medyada boykot çığlıkları koptu. Ben ise o kadar coşmadım; sessizce Digiturk aboneliğimi iptal ettim. Sebep olarak da internette sansüre sebep olmalarını gösterdim. Eminim ki bu konuda en az bir şey paylaşmış olan tüm aboneler benim yaptığımı yapsalardı Digiturk perişan olurdu, 24 saat içinde talebini geri çekerdi. Boykot böyle bir şey işte; somut olarak uygulamak gerekiyor.

660855

2013’te Lig TV, tribünlerdeki hükümeti protesto eden tezahüratları sansürlüyordu. Sosyal medyada kıyamet koptu ama kimse aboneliğini iptal etmedi. Ben de edemedim çünkü zaten artık Digiturk abonesi değildim.

  • Dezenformasyon

Dezenformasyon, doğru olmayan bilgiyi yayma eylemidir ve tembel eğlemcilik örneğidir. Sosyal medyayı en yoğun olarak kullanan milletlerden biri olmamıza rağmen “doğru bilgi – doğrulanmamış bilgi” ayrımına hakim değiliz.

Dezenformasyonun en yüksek olduğu konulardan ikisi evsiz insanlar ve sokak hayvanları. “Yardıma muhtaç bir hayvan gördüğünüzde şu numarayı arayın” diye paylaşım yapanların hiçbirinin o numarayı aramadığından emin olabilirsiniz çünkü ben hep arıyorum. Ya öyle bir numara olmuyor ya da belediyenin hizmet hattı oluyor. Onlar da bahsedilen şekilde bir uygulamaları olmadığını söylüyorlar.

Tamam o zaman, ben bunu paylaşıp sıcak yatağıma yatıyorum. Siz ararsınız.

Tamam o zaman, ben bunu paylaşıp sıcak yatağıma yatıyorum. Siz ararsınız.

Bu tip tembel eylemciliğin zararı ise gerçekte öyle bir hizmet olmamasına rağmen olduğunu sanıp rahatlamamız ve konu hakkında gerçek bir adım atmamamız. Örneğin belediye sokak hayvanlarına bakıyor sanıyorsunuz (çünkü kaynağı belli olmayan paylaşımda öyle yazıyor) ama gerçekte bakan yok ve siz bu konuda bir şey yapmıyorsunuz.

Bazı markalarla ilgili “paraları İsrail’e gönderiyor” vb saçmalıklar da bu gruba giriyor.

Diyosun?

Diyosun?

Ben bunları yazıyorum ama bu benim de zaman zaman tembel eylemcilik yapmadığım anlamına gelmiyor. Ama en azından bilinçli bir şekilde yapmamak için çaba sarf ediyorum. Slacktivism’le savaştıkça internet insanlık için daha faydalı bir araç olacak.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.